Aktuell Deutschland 18. Oktober 2016

Uluslararası Af Örgütü'nün "Güvensİzlİk İçİnde Yaşamak" raporunun ana mesajları

Sticker zum Thema Anti-Rassismus mit dem Schriftzug "Kein Platz für Rassismus" und "#noracism"

Uluslararası Af Örgütü, 2016 yılı Haziran ayında Güvensizlik içinde Yaşamak: Almanya Irkçı Şiddet Mağdurlarını Nasıl Yüzüstü Bırakıyor" başlıklı bir rapor yayımladı. Bu raporun ana mesajlarını aşağıda bulabilirsiniz:

  • NSU’nun kendisini açık etmesinin üzerinden geçen beş yıl içinde, Alman makamları, davadaki kurumsal başarısızlığın kalbinde yatan meseleyi hala kabul etmek istemiyorlar. Kilit soru; kurumsal ırkçılığın NSU cinayetlerinin soruşturulmasına ve/veya olayın sonrasındaki ele alınış biçiminde bir etkisinin olup olmadığıdır.

  • Mevcut durumun arkaplanı ve NSU hakkında şu ana kadar öğrenilenler göz önüne alındığında, Uluslararası Af Örgütü, Alman güvenlik birimleri içinde kurumsal ırkçılığın varolduğuna dair açık emareler olduğu sonucuna varmıştır. Uluslararası Af Örgütü, 1 Haziran’da Alman Federal Parlamentosu’ndaki tüm siyasi partilerin üçüncü kez NSU araştırma komisyonu kurulması yönünde oy kullanmalarını memnuniyetle karşılamaktadır. Ancak, bu yeni komisyon da yetkililerin cinayetleri soruşturmadaki başarısızlıklarında kurumsal ırkçılığın ne düzeyde etkisi olduğu sorusunu gündeme getirememiştir. Dolayısıyla, güvenlik birimlerinin faaliyetlerini denetleyip, kurumsal ırkçılığın yaygın olup olmadığı konusunu ele alma görevi Alman hükümetindedir.

  • Uluslararası Af Örgütü, Almanya’da ırkçı saiklerle işlenmiş cinayetlerin oranının yüksek olmasını kınamaktadır. Bu oran, Almanya Federal Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Hükümetin, mağdurları koruma konusunda başarısız olduğu, dolayısıyla da insan hakları yükümlülüklerini yerine getiremediği görülmektedir.

  • Alman toplumunun büyük bir kesimi, 2015 yaz ve sonbaharında mülteci ve sığınmacıların gelişini olumlu karşıladı. Onbinlerce kişi yardımcı olmak için gönüllü oldu ve yardımlarını bugün de sürdürüyorlar. Bu kişiler, bu tutumlarıyla dünyada yükselen ırkçılık ve ayrımcılığa karşı açık bir mesaj vermiş oldular. Ancak, o zamandan bu yana, mülteci yurtlarına, mültecilere ve sığınmacılara ve beyaz olmayan diğer insanlara karşı fiziksel saldırılar da ciddi bir şekilde arttı.

  • Uluslararası Af Örgütü siyasi karar vericilere ve yetkililere, ırkçılık konusunu Almanya’da siyasi gündemin merkezine almaya ve çabalarını ırkçılık ve ırkçı şiddetle mücadeleye yöneltmeye çağırıyor. Bu çağrı, Alman güvenlik birimleri içinde kurumsal ırkçılığın yaygın olup olmadığını ortaya çıkarmak için bağımsız bir soruşturma başlatılmasını da içeriyor. Ayrıca, ırkçı saiklerle işlenen suçlarla etkin bir şekilde mücadele ve mülteci yurtlarının koruma altına alınması konusunda genel çaplı bir strateji de gerekmektedir.

  • Irkçılık sosyal barışa ve toplumsal birlikteliğe karşı bir tehdittir ve bu nedenle ırkçılıkla acil bir şekilde mücadele edilmesi gerekmektedir.

  • Irkçı saiklerle işlenmiş suçlara dair veri toplanması süreci şeffaf olmamakla birlikte birçok sorun barındırmaktadır. Bu da, Almanya’daki ırkçı şiddetin gerçek boyutlarının bilinmediği anlamına gelmektedir. Doğru hedeflere yönelik önlemlerin ve stratejilerin geliştirilebilmesi için gerekli şeylerin en başında doğru veri toplanması gelmektedir.

  • Ayrımcılığın önlenmesi konusunda, Uluslararası ve Avrupa insan hakları standartları, yetkililerin, ırkçı saiklerle işlenmiş suçlar konusunda uygun, etraflı ve şeffaf bir veri toplama sistemini uygulamaya koymalarını gerektirmektedir. Dolayısıyla, Alman yetkiller ("PMK sistemi olarak anılmaktadır"), siyasi nedenlerle işlenmiş suçlara dair birleşik federal veri toplama sistemini gözden geçirmeli ve ırkçı nedenlerle işlenen suçları, diğer siyasi suçlardan ayrı bir şekilde sınıflandırma ve soruşturmaya yönelik ayrı kılavuzlar hazırlamalıdır.

Kampanya ile ilgili daha fazla Türkçe bilgi burada bulabilirsiniz

Weitere Artikel